SONBAHAR GEÇERKEN
İşe başlamadan önceki zamanlara göre kendimi çok daha iyi hissediyorum. Daha enerjik, daha mutluyum ve daha çok şeye yetişebiliyorum. Elbette günlerim oldukça yoğun geçiyor. Okul, ev, çocuklar derken bazen zihnim de bedenim de yoruluyor. Ama bu yoğunluğun bana iyi gelen bir tarafı var. Sanırım buna tatlı bir yorgunluk diyebilirim.
Son zamanlarda blogdaki yazılarımın çoğu kitap incelemelerinden oluşuyor. Bunun da güzel bir sebebi var. Sabahları serviste geçirdiğim otuz-kırk dakikalık süreyi kitap okuyarak değerlendiriyorum. Güne kitapla başlamak beni rahatlatıyor ve eskisine göre çok daha düzenli okumamı sağlıyor. Dönüş yolunda ise günün yorgunluğu ve servisin sallantısı birleşince çoğu zaman uykum geliyor. :)
Okulda öğrencilerimle vakit geçirmekten mutluyum. Derslere hazırlanmak, bir şeyler üretmek ve gün içinde sürekli bir şeylerle uğraşmak hoşuma gidiyor. Evdeki düzenim de eskisine göre daha iyi. Geçen pazar bir arkadaşım çocuklarla ilgilenirken ben de bir süredir biriken düzenleme işlerimi hallettim. Evde küçük çaplı bir sıfırlama yaptım diyebilirim. :) Tabii hâlâ yapmak isteyip de vakit ayıramadığım şeyler var. Mesela düzenli yürüyüşe çıkmak istiyorum ama henüz buna uygun bir düzen oluşturamadım.
Bu aralar zamanımı nasıl değerlendirdiğim üzerine de düşünüyorum. Elbette her anımızı dolu dolu geçirmek, sürekli çalışmak ya da kendimizi geliştirmek zorunda değiliz. Bazen yalnızca oturmak, dizi izlemek, hiçbir şey yapmamak isteyebiliriz. Bazı dönemler ilgimiz ve enerjimiz azalabilir, başka şeylere yönelebiliriz. Bunların hepsini çok doğal buluyorum. Benim pek sevmediğim şey, yapabileceğimiz şeyleri sürekli bahanelerle ertelemek.
Kendimden örnek vereyim. İki çocuğum var, çalışıyorum ve zamanım gerçekten kısıtlı. İstesem pek çok şeyi yapamamak için bunları gerekçe gösterebilirim. Elbette her istediğime yetişemem ama imkânlarım ölçüsünde bir şeyler yapabileceğime inanıyorum. Üstelik her şeyi mükemmel yapmak zorunda da değilim.
Öğretmenim, atanmışım, bir işim var diye kendimi geliştirmeyi bırakmak istemiyorum. İngilizcemi ilerletmek, YDS'ye ve ALES'e hazırlanmak, belki bir gün yüksek lisans yapmak istiyorum. Bunların hepsini ne zaman gerçekleştirebilirim, bilmiyorum. Ama önümde hâlâ öğrenebileceğim pek çok şey olduğunu bilmek hoşuma gidiyor. Kendimi geliştirmenin yalnızca bana değil, öğrencilerime ve çocuklarıma da fayda sağlayacağını düşünüyorum.
Aslında öğrencilerime de sık sık benzer şeyler söylüyorum. Herkes matematiği çok iyi yapmak ya da bu dersi sevmek zorunda değil. Ama herkes kendi seviyesinde biraz çaba gösterebilir. Bazen o gün işlenen konuyu beş on dakika tekrar etmek bile zamanla büyük fark oluşturabiliyor. Çok başarılı olmasa da gayret göstererek ilerleyen öğrencilerimi görmek beni mutlu ediyor. Çünkü benim için önemli olan yalnızca sonuç değil, gösterilen çaba.
Sanırım hayata bakışımda da böyle bir düşünce var. Her şeyi başarmak ya da sürekli üretken olmak zorunda değiliz. Dinlenmek, eğlenmek, bazen hiçbir şey yapmamak da hayatın bir parçası. Ama bütün bunların arasında kendimize bir şeyler katmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve yapabileceklerimizi denemeyi de unutmamalıyız.
Önümüzdeki iki hafta okulda yazılılarla geçecek, ardından ara tatil var. Belki biraz dinlenir, belki de yine aklımdaki işlerle uğraşırım. :)
Şimdilik hayatım böyle geçiyor. Yoğun, zaman zaman yorucu ama eskisine göre daha düzenli ve daha keyifli. Her şeye yetişemiyorum, her istediğimi yapamıyorum ama bir şeyler için çabalıyor olmak bana iyi geliyor.
Sanırım beni mutlu eden yalnızca yaptıklarım değil, hâlâ yapabileceğim şeylerin olduğunu bilmek.
Ve bu güzel şarkı benden size gelsin..

Yorumlar
Yorum Gönder