Kayıtlar

KİTAP : GÜMÜŞ PATENLER

Resim
Kitap : Gümüş Patenler Yazar: Mary Mapes Dodge Tür: Çocuk Edebiyatı / Klasik    Gümüş Patenler, Hollanda'nın soğuk kış günlerinde, donmuş kanallar üzerinde paten kayan iki kardeşin, Hans ve Gretel'in hikâyesini anlatıyor. Brinker ailesi, baba Raff Brinker'in geçirdiği talihsiz bir kazanın ardından oldukça zor günler yaşamaktadır. Kazada hafızasını kaybeden Bay Brinker artık çalışamaz durumdadır. Üstelik ailenin yıllarca biriktirdiği paranın nerede olduğunu da hatırlayamamaktadır. Anne ve iki çocuğu, bütün bu zorlukların arasında yaşamlarını sürdürmeye çalışırken Hans ve Gretel'in en büyük hayallerinden biri, kazananlara gümüş patenlerin verileceği yarışmaya katılmaktır. Yoksulluğa rağmen dürüstlüklerinden, iyiliklerinden ve umutlarından vazgeçmeyen iki kardeşin hikâyesine, aile sevgisi, fedakârlık ve dostluk gibi değerler eşlik ediyor.    Gümüş Patenler benim çocukluğumdan bugüne adını hiç unutmadığım kitaplardan biri. Yanlış hatırlamıyorsam sekiz yaşlarındayken okum...

KİTAP: MAVİYE İZ SÜREN

Resim
Kitap : Maviye İz Süren Yazar: Bahar Uysal Karakuş Sayfa Sayısı: 135 Tür: Öykü    Bahar Uysal Karakuş, kitabında öykülerini “Maviye”, “İz” ve “Süren” olmak üzere üç bölümde toplamış. Birbirinden farklı insanların hayatlarından kesitlere tanıklık ettiğimiz bu kitapta kimi zaman bebeğiyle ilgilenirken bir yandan da yazmaya çalışan bir annenin yanındayız, kimi zaman öğretmen lojmanında yaşayan Sibel Öğretmen'in, kimi zaman da sanayide çalışan Rüstem Usta'nın hayatına konuk oluyoruz.    Kitabı okurken aklıma yıllar önce televizyonda yayımlanan O An programı geldi. Hatırlayanlar vardır belki; bir fotoğraf karesi üzerinden o anın hikâyesi anlatılırdı. İşte bu kitaptaki öyküleri okurken de kendimi zaman zaman bir fotoğraf karesine bakıyormuş gibi hissettim. Sanki yazar, hayatın içinden bir anı yakalamış ve o anın çevresine kelimeleriyle bir dünya kurmuş. Kimi zaman hüzünlü bir ana tanıklık ettim, kimi zaman da sıradan bir günün küçük bir ayrıntısına. Her defasında o sahneyi...

KİTAP: İÇİMDE ÖLEN BİRİ VAR

Resim
  Kitap: İçimde Ölen Biri Var  Yazar: Tolga Yazıcı Sayfa Sayısı: 192 Tür: Polisiye    Polisiye romanları okumayı çok severim. Zekice oluşturulmuş bir kurgu, birbirine bağlanan olaylar ve son sayfaya kadar merak duygusunu canlı tutan bir hikâye benim için her zaman cezbedicidir. Ancak itiraf etmeliyim ki bazı polisiye romanlarda kendimi yalnızca sonuca ulaşmak için okurken bulurum. Olayların nasıl çözüleceğine odaklanırken anlatımın kendisinden pek de keyif alamam. İçimde Ölen Biri Var benim için bu açıdan oldukça farklı bir okuma deneyimi oldu.    Tolga Yazıcı'nın romanı, Başkomiser Kudret Hakkoymaz ve ekibinin peşine düştüğü cinayetlerle başlıyor. İlk olarak bir perukçu cinayetiyle karşılaşıyoruz. Ancak olaylar bununla sınırlı kalmıyor.    Penceresi bulunmayan, kapısı içeriden kilitli bir odada 52 yaşındaki emekli öğretmen Julia Karasakal'ın cesedi bulunuyor. Yapılan incelemelerde kadının akciğerlerinde galyum parçacıklarına rastlanması, cinayeti...

EYLÜL

Resim
        Bir hafta ne kadar hızlı geçti. Annem dün ameliyat oldu ve bugün taburcu oldu, inşaallah akşama eve dönmüş olacaklar.     Okuldan eve gelmem yaklaşık beşi buluyor ve eve gelidiğimde çocuklarla oynamaya başlıyoruz, Gülce kucağımdan inmek istemiyor zaten. Önceki yazılarda evdeki bitmeyen işlerden bunaldığımı yazmıştım. Bir haftalık çalışma sürecinden sonra şu anki yorumum aslında beni yoran ev işleri, çocuklar, yoğunluktan çok kendime ait vaktimin olmamasıymış. Yaklaşık 1.5 gün dersim yok ve bunun 1 günü kütüphaneye ayırmayı planlıyorum, okul işlerini halletmek için. Sadece bunu düşünmek,bana ait bir günümün olması fikri bile beynimdeki çoğu sesi susturuyor ve rahatlıyorum. Hani diyorlar ya çocuğunuz doğduktan sonra siz de eski hayatınıza veda ediyosunuz diye. Oğlum doğduktan sonra iki sene bu düzene alışmaya, sevdiğim şeylere vakit ayırmaya ve muhtemel yardımların gelmeyişiyle hayal kırıklığı yaşamaya devam ederek geçti. Gülce de ise neyle ...

KÜTÜPHANE

Resim
        Şu an bu yazıyı il halk kütüphanesinde yazıyorum. Kütüphaneleri çok severim; sakince kitap okumayı. Şu ansa okul hazırlığı yapmak için buradayım. Bugün dersim yok ve okulda kullanacağım etkinlik, ödev, çalışma kağıdı işlerini çarşamba günleri halletmeyi düşünüyorum. Hem de bu benim kendime ayırdığım, tek vakit geçirdiğim bir gün olacak uzun bir zamandan sonra. Bunun beni oldukça rahatlattığını ve mutlu ettiğini söyleyebilirim. Umarım bakıcı da bugününüz boş deyip sık izin almaz. Bakıcıyla ilgili son durum aslında iyi. Gülce'ye bakması ve diğer işlerde sorun yok. Ama yine de canım çok ısınmadı maalesef. Neyse ki evde olmadığım için çok sorun yok, çokça beraber vakit geçirsek bana fazla gelebilir. Bazen düşünüyorum ben çok hoşgörülü değilim galiba bazı konularda.     Öğrencilerle beraber günü geçirmek bana iyi geldi. Sabah evden çıkmak, taze hava, arkadaşlar..Umarım güzel bir yıl olur..    Sonbaharın gelmesine sevinenlerdenim. Gri,...

RÜYA GİBİ GELDİN RÜZGAR GİBİ GEÇTİN AĞUSTOS

Resim
    Sizlere de öyle geldi mi ağustos ayı ışık hızıyla geçti sanki. En son 21 Temmuz'da biraz yazmışım, taslaklarda kalan. O yazıyı tamamlayamadığım gibi ara ara aklıma bir şeyler yazmak geldiğinde de bir türlü masa başına oturamadım.  Bugün eşim şehir dışından gelecek, çocuklara banyo yaptırıp uyuttum ve evet gidip biraz blog yazabilirim dedim sonunda :D    Sondan geriye doğru gidersek iki haftadır Gülce'nin bakıcısı geliyor ve şimdilik iyi gidiyor. Sadece şöyle bir olay yaşandı bizim sitede diğer bloktaki bir bakıcıyla sohbet etmiş bizim bakıcı ve kadına merakından ayrıntılı sorular sormuş işte ne kadara geliyorsun, yemek yapıyor musun, kaç saat çalışıyorsun..gibi. Yorumlarını da eksik etmemiş bu çocuğu sen mi şımarttın, bu çocuk seni zayıflatmış, yaramaz..Hatta Gülce'yle gezip yukarı geldiklerinde bana da dedi o kadını zayıflatmış o çocuk diye :D Abla o kadın zayıftı desem de çok ikna olmadı :) Diğer bakıcı da bu konuşulanları komşuya anlatmış ve akşam eşimi a...

DOĞA VE DENİZ

Resim
    Ve tekrar buradayız :) Daha sık yazacağım niyetiyle başlamıştım ama bir hafta geçmiş bile. Yoğun annelik mesaisinde böyle şeyler olabilir :) Bu süreçte birkaç gün köyde birkaç gün de tatilde geçirdik.     Senelerdir ara sıra duyarım ki bazı öğrenciler haritaya bakarak il seçtiğinde Kastamonu'da deniz olduğunu düşünerek burayı tercih ediyorlar,maalesef merkez ilçemizde denizimiz yoktur :) Ancak 1.5-2 saatlik mesafelerde deniz olan ilçelerimiz var. Gerçi Karadeniz'de denize girilmez deyip güzel bulmayanları da duyuyorum belki biz alıştığımız için ya da güzel plajları bildiğimiz için ben Kastamonu ve Sinop'ta denize girmeyi seviyorum.Yine son zamanlarda bahsedilen rip akıntısına dikkat etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Benim bunun için çözümüm fazla derinleşen yerlere gitmemek ve çok dalgalıyken denize girmemek. Yine bu akıntıya kapıldığınızda paralel yüzünce akıntıdan kendinizi kurtarabileceğinizi ya da kendinizi akıntıya bırakıp denizin sizi belli bir noktaya...