KİTAP: İÇİMDE ÖLEN BİRİ VAR

 


Kitap: İçimde Ölen Biri Var 

Yazar: Tolga Yazıcı

Sayfa Sayısı: 192

Tür: Polisiye

   Polisiye romanları okumayı çok severim. Zekice oluşturulmuş bir kurgu, birbirine bağlanan olaylar ve son sayfaya kadar merak duygusunu canlı tutan bir hikâye benim için her zaman cezbedicidir. Ancak itiraf etmeliyim ki bazı polisiye romanlarda kendimi yalnızca sonuca ulaşmak için okurken bulurum. Olayların nasıl çözüleceğine odaklanırken anlatımın kendisinden pek de keyif alamam. İçimde Ölen Biri Var benim için bu açıdan oldukça farklı bir okuma deneyimi oldu.

   Tolga Yazıcı'nın romanı, Başkomiser Kudret Hakkoymaz ve ekibinin peşine düştüğü cinayetlerle başlıyor. İlk olarak bir perukçu cinayetiyle karşılaşıyoruz. Ancak olaylar bununla sınırlı kalmıyor.

   Penceresi bulunmayan, kapısı içeriden kilitli bir odada 52 yaşındaki emekli öğretmen Julia Karasakal'ın cesedi bulunuyor. Yapılan incelemelerde kadının akciğerlerinde galyum parçacıklarına rastlanması, cinayeti daha da gizemli hale getiriyor.

   Birbiri ardına işlenen cinayetler, bu cinayetlerde karşımıza çıkan sıra dışı ayrıntılar ve kurbanların neden seçildiği sorusu, okuru sürekli düşünmeye ve bağlantılar kurmaya yöneltiyor. Yazarın bütün bu ayrıntıları nasıl tasarladığına, olaylar arasındaki ilişkileri nasıl oluşturduğuna hayran kaldığımı söylemeliyim. Gerçekten üzerinde düşünülmüş, zekice hazırlanmış bir kurgu var karşımızda.

   Ancak benim bu kitapta  sevdiğim şey, kurgusundan önce anlatım dili oldu. Çünkü Tolga Yazıcı yalnızca merak uyandıran bir polisiye hikâye anlatmakla yetinmemiş. Cümlelerini özenle kurmuş, karakterlerine derinlik kazandırmış ve olayların arasına yer yer gülümseten, yer yer düşündüren, yer yer de edebî yönüyle kendini hissettiren satırlar yerleştirmiş.

   Özellikle Başkomiser Kudret'in iç dünyasına yapılan yolculukları çok sevdim. Sevgilisi Nupelda ile ilişkisi, kendi içinde yaşadığı sorgulamalar ve zaman zaman içine kapanan ruh hâli, onu yalnızca cinayetleri çözmeye çalışan bir polis olmaktan çıkarıp duygularıyla, düşünceleriyle yaşayan bir karaktere dönüştürüyor.

   Bir de yazarın mizahı var ki benim çok hoşuma gitti. Öyle kahkahalar attırmaya çalışan bir mizah değil bu; olayların doğal akışı içinde karşınıza çıkan, yüzünüzde küçük bir tebessüm bırakan ifadeler.  Örneğin kalabalığın neden yukarı baktığını bilmeden, sürü psikolojisinin kendisine verdiği yetkiye dayanarak başını kaldıran Kudret'in anlatımı ya da kendisine neden sade kahve getirildiğini sorgulaması gibi küçük ayrıntılar, okurken beni gülümseten satırlardandı.

   İşte benim için kitabı özel kılan da tam olarak bu oldu. Bir sonraki cinayette ne olacağını merak ederken aynı zamanda bulunduğum sayfanın, okuduğum cümlenin de tadını çıkardım. Olayların sonuna ulaşmak için acele etmek yerine anlatımın kendisinden keyif aldım.

   Bence iyi bir polisiye roman yalnızca güçlü bir kurguya sahip olmamalı; o kurguyu taşıyan dil de aynı ölçüde güçlü olmalı. İçimde Ölen Biri Var, bu ikisini bir araya getirmeyi başarmış. Yazarın yalnızca olayları birbirine bağlamakla yetinmeyip her cümleye emek verdiğini hissettim. Kitapta polisiye heyecanın yanında edebiyatın da kendine geniş bir yer bulması benim için çok kıymetliydi.

   Tolga Yazıcı'nın aynı zamanda blog arkadaşım olması da bu kitabı benim için daha anlamlı kılıyor. Hatta okurken olaylar arasında kurduğu bağlantılardan ve kurgunun inceliklerinden o kadar etkilendim ki kendisine bütün bunları nasıl düşündüğünü sormadan edemedim. Çünkü böyle bir hikâyeyi oluşturmak, ayrıntıları bir araya getirmek ve bunları okuru merakta bırakacak şekilde sunmak gerçekten takdir edilesi. Kitabın sonunda önceki kitabından bir sürpriz de bizi bekliyor :)

   Son zamanlarda okuduğum, beni  çok etkileyen kitaplardan biri oldu İçimde Ölen Biri Var. Hem merak ederek hem düşünerek hem de satırların arasında zaman zaman gülümseyerek okudum.

   Kısacası, yalnızca sonunu merak ettiğim değil, her sayfasını okumaktan keyif aldığım bir polisiye romandı. Polisiye türünü seven, ancak iyi bir kurgunun yanında güçlü bir edebî anlatım da arayan okurlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

   Bu arada, böyle güzel yazan bir yazar vardı, soyadı da yazmakla ilgili bir şeydi... Neydi? Hah, Yazıcı! Tolga Yazıcı. :)


Yorumlar

  1. heyy çok mutlu oldum gerçekten de :)
    beni asıl mutlu eden, kitabımı alıp okuma nezaketini göstermek değil (elbette ona da çok sevindim) gerçekten çok dikkatli ve iyi analizlerin olmuş. özellikle bana özelden yazdığın redakte hatasını fark edip iletmen inanılmaz hoşuma gitti. üç beş kere okuyacağım yorumunu, bazen soyadı yazıcı olan yazarın da kendini motive etmesi için sebepleri olması gerekiyor :) tamm da üstüne bastım 😇

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tolga, ben de yazımı beğenmene çok sevindim :) Tabi ki motivasyon şart bu güzel kitapları yazmak için :)

      Sil

Yorum Gönder

SEVİLENLER 🌸

ALİZE PUFFY BEBEK BATTANİYESİ

SANA KEK YAPTIM

DOĞUM GÜNÜ

DOĞUM GÜNÜ